Marka Nedir ?


“Marka” kavramının tarihi M.Ö. 10.000 inci yıllara dayanıyor. Araştırmalara göre, o dönemin insanları ürettikleri ürünlerin üzerlerine marka işareti olarak kendi el izlerini koyuyorlardı. Mısır, Yunan, Roma ve Çin gibi eski medeniyetlerin yaşadığı dönemlerdeyse el izlerinin yerini, çanak-çömlek ve diğer eşyaların üzerlerine konan mühürler aldı.

Görsellerin kaynakları: https://i.pinimg.com/originals/c2/6b/9e/c26b9ead18c45f013d465368452b843d.jpg https://cdn.pixabay.com/photo/2015/02/21/19/27/paper-644511_1280.png

Takvimler 1266’yı gösterdiğindeyse; ürünlerin üzerine işaret konulduğunda daha kolay vergi toplandığını fark eden İngilizler, “Fırıncılar Damgalama Yasası” adında bir yasa çıkararak tarihteki ilk marka yasasına imza atmış oldular.

Daha sonraki süreçte, işaret kullanmanın cazibesine hükümdarlar da kapıldılar. Asırlar boyunca, tahta çıkan her hükümdar, kendinden önceki hükümdarlarla ayırt edilebilmek için arma, nişan vb. özgün bir işaret kullandı.

Soldan sağa: Napolyon arması, 8. Henry arması, Osmanlı tuğrası.

Örnekleri artırmak mümkün. Özetle söylemek gerekirse; “Marka” kavramının “Farklı olma”, “Ayırt edilme” arayışlarının doğal bir sonucu olarak ortaya çıktığını görüyoruz.

Günümüzde ise özellikle internetin icadından sonra hız kazanan teknolojideki gelişmeler, yeni ürünlerin de aynı hızla piyasaya sürülmesi ihtiyacını doğuruyor. Her alanda kıyasıya rekabetin yaşandığı bu oyunda bölüm sonu canavarına yakalanmamak için işletmelerin ellerindeki silahların başında da tüketicilerin zihinlerinde oluşturdukları marka değerleri geliyor. Bu yarışta zirveye oynayan bütün işletmeler satış stratejilerini marka değerlerini artırma üzerine kuruyorlar.

Görselin kaynağı: https://images.pexels.com/photos/3184292/pexels-photo-3184292.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=2&h=650&w=940

Bir ürünün “Marka değeri” sadece işletmeler için değil; tüketiciler için de büyük önem taşıyor. Yiyeceklerden giysilere, cep telefonlarından arabalara varıncaya kadar günlük hayatın değişmezi olan birçok ürün, tüketicilerin zihninde yer eden markaya göre değer kazanıyor. Öte yandan, tüketicilerin markalardan beklentileri de her geçen gün değişiyor. Önceden tüketicilerin satın almayı düşündükleri bir üründen bekledikleri tek şey eksiksiz çalışması ve uzun ömürlü olması iken; bugünün tüketicileri satın almak istedikleri ürünün markasının hangi tarzı yansıttığı, kimlere hitap ettiği, başka tüketiciler tarafından da tercih edilip edilmediği gibi kriterleri daha fazla önemsiyorlar. Dolayısıyla, günümüzde marka kavramı sadece basit bir logo ya da amblemden ibaret olmayıp insana dair ne varsa matruşka gibi bünyesinde barındırıyor. Bu nedenle de çok değerli. Hatta potansiyel bir hazine desek abartmış olmayız. Brand Finance tarafından açıklanan 2020 yılı itibariyle dünyanın marka değeri en yüksek 10 şirketi ve marka değerleri, bunun en önemli göstergelerinden.

Görselin kaynağı: https://brandfinance.com/wp-content/uploads/1/global_500_most_valuable_brands_social_media_card.jpg

Peki, böylesine önemli bir hazine nasıl korunabilir? Bunun için kimler, hangi sürelerde nerelere başvurmalı? Bu soruların yanıtlarını merak ediyorsanız kemerlerinizi bağlayın, sizi keyifli bir yolculuğa çıkaracağız.

Marka Nedir?

Ülkemizde marka hakkında temel düzenleme 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’dur. (Bundan sonra kısaca “Kanun” şeklinde ifade edeceğiz.)

İşe markanın tanımıyla başlayalım. Kanun kapsamında marka: “Bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaret“  şeklinde tanımlanıyor.

Her ne kadar marka denildiğinde akla ilk olarak logo ya da amblem gelse de tanımdan da anlaşılacağı üzere, görüntülerin ve seslerin de marka olarak tescillenmesi mümkün. Örneğin; Hollywood’un en eski medya prodüksiyon şirketlerinden biri olan 20th Century Fox’un yapımını üstlendiği prodüksiyonların başında yer alan ünlü teaser, ABD Patent ve Marka Ofisi (USPTO) tarafından tescil edilmiş bir marka.

Görselin kaynağı: https://thumbs.gfycat.com/InsistentGiftedFoxterrier-size_restricted.gif

Peki, her tasarlanan logo ya da işaret marka korumasından yararlanabilir mi? Burada da bir sınırlama söz konusu. Logo ya da işaretin marka olarak korunabilmesi için her şeyden önce Türk Patent ve Marka Kurumu (Bundan sonra kısaca “TÜRKPATENT” şeklinde ifade edeceğiz.) tarafından tescil edilmesi gerekiyor. Bunun için de TÜRKPATENT’e belli kurallar dahilinde başvuru yapılması gerekiyor.

Görselin kaynağı: https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/resources/temp/63ACC0F5-87A3-47ED-9419-115D66B103C0.jpg

Kimler Marka Başvurusunda Bulunabilir?

Kanunun 3. maddesine göre:

  • Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları,
  • Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yerleşim yeri olan veya sınai ya da ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişiler,
  • Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri dahilinde başvuru hakkına sahip kişiler,
  • Karşılıklılık ilkesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere sınai mülkiyet hakkı koruması sağlayan devletlerin uyruğundaki kişiler,

Türkiye’de marka başvurusunda bulunabilirler. Dilerseniz başvurunuzu TÜRKPATENT tarafından tutulan sicile kayıtlı bir marka vekili aracılığıyla da yapabilirsiniz.

Kanunda sayılan kişilerden biriyseniz ya da bir marka vekiliniz varsa; Kanunun 11. maddesinde sayılan belgeleri TÜRKPATENT’in resmi web sitesi “Turkpatent.gov.tr” üzerinden e-imza ya da mobil imza ile online olarak gönderip başvuru ücretini de ödeyerek marka tescil başvurusu yapabilirsiniz.

Bu işlemin e-devlet kapısı üzerinden yapılması da mümkün. E-devlet şifrenizle giriş yaptıktan sonra arama bölümüne TÜRKPATENT yazıp karşınıza çıkan yönergeleri takip ederek de başvuru yapabilirsiniz.

Görselin kaynağı: https://cdn.e-devlet.gov.tr/themes/ankara/images/fb-share-v01.jpg

Başvuru Sonrası Yapılan İşlemler

Gelelim başvuru sonrasındaki işlemlere. Sisteme girişinin ardından tüm başvurular, TÜRKPATENT tarafından bir dizi incelemeye tabi tutuluyorlar. Öncelikle; başvuru belgelerinde eksiklik olup olmadığı inceleniyor. Eksiklik varsa, bunun giderilmesi için TÜRKPATENT tarafından 2 ay süre veriliyor. Başvuru belgeleri eksiksiz ise bir sonraki aşamaya geçiliyor ve başvuruya konu işaretin Kanunun 5. maddesinde sayılan “Mutlak ret nedenleri” kapsamına girip girmediği inceleniyor. Buna göre;

  • Kanunun 4. maddesi kapsamında marka olamayacak işaretler,
  • Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler,
  • Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler,
  • Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler,
  • Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler,
  • Malın doğası gereği ortaya çıkan şeklini ya da başka bir özelliğini veya teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu olan veya mala asli değerini veren şeklî ya da başka bir özelliğini münhasıran içeren işaretler,
  • Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler,
  • Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesine göre reddedilecek işaretler,
  • Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş diğer işaretler ile yetkili mercilerce tescil izni verilmemiş olan armaları, nişanları veya adlandırmaları içeren işaretler,
  • Dinî değerleri veya sembolleri içeren işaretler,
  • Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler,

mutlak ret nedenleri kapsamında marka olarak tescil edilemiyorlar. Yapılan incelemeden sonra başvuruya konu işaretin bu maddeye aykırı olmadığı tespit edilirse; başvuru TÜRKPATENT tarafından düzenli olarak yayınlanan marka bülteninde yayımlanıyor. Yayımdan sonra 3 ihtimal var:

  1. İlgili kişiler başvuruya itiraz edebilirler.
  2. Üçüncü kişiler başvuruya itiraz edebilirler.
  3. Başvuruya itiraz edilmez ve marka tescil edilir.
Görselin kaynağı: https://media.giphy.com/media/4HrLxAJqT8EftF2VU6/giphy.gif

İlk ihtimalle başlayalım. Kanunda “İlgili kişiler” olarak ifade edilen kişiler, marka başvurusu sebebiyle kendi haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerdir. Bu kişiler, başvurunun yayımından itibaren 2 ay süreyle Kanunun 6.maddesinde yer alan “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” kapsamında başvuruya itiraz edebilirler. Bu nedenler şöyle:

  • Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
  • Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
  • Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
  • Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ıncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
  • Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
  • Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. 
  • Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
  • Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
  • Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.

Gelelim, başvurunun “Üçüncü kişiler” tarafından itiraza uğraması ihtimaline. Kanunda “Üçüncü kişiler” olarak ifade edilen kişiler, başvuru nedeniyle herhangi bir hakkı zedelenmeyen; yani, işlemin dışında kalan kişilerdir. Bu kişiler, sadece kamu düzenini ilgilendiren konularda ve başta ifade ettiğimiz mutlak ret nedenleriyle sınırlı olarak itiraz hakkına sahipler. İtiraz süreleri de başvurunun yayımlanmasından itibaren 3 ay. 

İlgili kişilerin ya da üçüncü kişilerin yaptıkları itirazlar TÜRKPATENT’in Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından incelenir. Bu inceleme sonunda yapılan itirazlar haklı bulunursa başvurunun reddine karar verilir.

Ama henüz her şey bitmiş değil. Bu karara karşı bu kez de başvuru sahibinin itiraz etme hakkı var. Başvuru sahibi, kararın bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde, başvuruya yapılan itirazın haksız olduğunu ispat eden belgelerle birlikte yine TÜRKPATENT bünyesinde yer alan Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na başvurarak Markalar Dairesi Başkanlığı’nın verdiği ret kararına itiraz edebilirler.

Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun yapacağı inceleme sonunda da ilgili kişilerin ya da üçüncü kişilerin başvuruya yaptıkları itirazlar haklı bulunursa, geriye artık tek bir yol kalıyor; bu kararın iptali için Ankara Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açmak.

Geldik en iyi ihtimale. Bu ana kadar bütün başvuru belgeleri tamamlandı, başvuruya ilgili kişiler ya da üçüncü kişiler tarafından itiraz edilmedi ya da itiraz edildiyse bile yapılan savunmalarla bu itirazlar bertaraf edildi. Şimdi son bir adım kalıyor: o da tescil ücretini ödemek. Bu ücret de ödendikten sonra başvuru işlemleri sona eriyor ve başvuru sahibine Kanunun 22.maddesi kapsamında marka tescil belgesi veriliyor.

Marka Hakkının Sona Ermesi

Ama şimdiden uyaralım: Marka tescil belgesini aldıktan sonra “Markam tescillendi. Artık bir şey yapmama gerek yok.” diye düşünmeyin! Her şeyin bir sonunun olduğu gibi tescilli markanın koruma süresinin de bir sonu var. Koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10 yıldır ve bu süre 10’ar yıllık dönemler halinde yenilenebilir. Marka hakkınızın sona ermesini istemiyorsanız; 10.yıl geldiğinde marka tescilinizi yenilemeyi sakın unutmayın!

Görselin kaynağı: https://media.giphy.com/media/23BST5FQOc8k8/giphy.gif

Marka hakkını sona erdiren bir durum daha var. Kanunun 9.maddesine göre, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar veriliyor ve bu durumda da marka hakkı sona eriyor. Yani, “Markamı tescil ettirdim. Bir köşede dursun. Kullanmasam da olur.” dediğinizde de marka hakkınız sona eriyor. Tescil ettirdiğiniz markanızı mutlaka kullanmak zorundasınız.

Markanın çeşitli şekillerde kullanılması mümkün. Örneğin; markanızı ürünlerinizin üzerine basarak kullanabileceğiniz gibi, internet ortamında faaliyet yürüten bir e-ticaret sitesi kurarak veya bir başkasına lisans vererek de kullanabilirsiniz. Kanun bu konuda seçenekler sunuyor ve markanın aşağıdaki şekillerden biriyle kullanılmış olmasını da yeterli görüyor:

  • Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
  • Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
  • Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması,

Tekrar söyleyelim; markanın yukarıda ifade ettiğimiz 10’ar yıllık sürelerde yenilenmemesi ya da markanın tescil tarihinden itibaren kesintisiz 5 yıl kullanılmaması hallerinde marka hakkı sona eriyor.

Buraya kadarki yolculuğumuzda; marka hakkı nedir, kimler tescil başvurusu yapabilir, başvuru ve tescil işlemleri nelerdir, tescilden sonra neler yapılmalıdır, soruları üzerinde kısaca durduk. Şimdi de marka hakkına başkaları tarafından saldırı olması halinde, bu saldırıya karşı hangi hukuki yollara başvurulabileceğine kısaca göz atalım. 

Görselin kaynağı: https://images.pexels.com/photos/5668473/pexels-photo-5668473.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=2&h=650&w=940

Başvurulabilecek Hukuki Yollar

Kanunun 29.maddesine göre marka hakkına tecavüz olarak kabul edilen eylemler şöyle:

  • Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı Kanunun 7. maddesinde belirtilen biçimlerde kullanmak.
  • Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
  • Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
  • Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

Marka hakkına yönelen bu eylemlerden herhangi birinin gerçekleşmesi halinde hak sahiplerinin elinde çeşitli imkanlar var. Buna göre hak sahipleri dava yoluyla:

  • Marka hakkına tecavüzün durdurulması,
  • Marka hakkına tecavüzün giderilmesi,
  • Marka hakkına yapılan tecavüz nedeniyle uğranılan zarara karşılık maddi veya manevi tazminat ödenmesi,
  • Marka hakkına tecavüzün devamını önlemek için gerekli tedbirlerin alınması,
  • Mahkeme tarafından verilen kararın kamuya ilan edilmesi,

Taleplerinde bulunabilirler. Saldırının niteliğine göre, bu taleplerden birinin ya da birkaçının aynı davada talep edilmesi de mümkün. 

Bir de işin cezai boyutu var. Kanun, bu davalarla yetinmeyip marka hakkına saldırı teşkil eden bazı eylemleri aynı zamanda suç olarak nitelendirerek marka hakkı sahiplerini geniş kapsamlı bir koruma altına alıyor.

Kanunun 30.maddesine göre marka hakkına tecavüz suçu olarak nitelendirilen eylemler ve cezaları şöyle:

  • Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Şunu da hemen ifade edelim; bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Dolayısıyla, bu eylemleri gerçekleştirenlerin cezalandırılmaları için fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde saldırının gerçekleştiği veya sonuçlarının meydana geldiği yerin Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa başvurarak şikayette bulunulması gerekiyor. Aksi halde şikayet hakkı sona eriyor.

Görselin kaynağı: https://www.wusf.org/wp-content/uploads/2020/07/jailcell3_iStock_032320-1.jpg

Tescilli markanın çok önemli bir hazine olduğunu daha önce söylemiştik. Nasıl ki altının, gümüşün belirli aralıklarla bakımının yapılması ve güvenli bir ortamda korunması gerekiyorsa; tescilli markanın da kendi haline bırakılmaması gerekir. Zira, kesintisiz ve etkili bir koruma sağlanmazsa harcanan onca emek boşa gidebilir.

Marka hakkına sahip olmak; her aşaması bilgi birikimi ve tecrübe gerektiren, dikkatli olunmazsa ciddi kayıpların yaşanmasının işten bile olmadığı uzun bir maraton. Dolayısıyla, bu yolda kazalardan korunmak ve olası riskleri en aza indirmek için baştan itibaren bir hukuk profesyoneliyle birlikte çalışmanızı tavsiye ediyoruz.

Böylece, yolculuğumuzun sonuna geldik. Konuyla ilgili merak ettiğiniz diğer hususları web sitemizin iletişim bölümünden bizlere ulaştırabilirsiniz.  

 

 

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Bayrak Hukuk
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.