Haksız Rekabet Nedir ?


Senaryosunu Yavuz Turgul’un yazdığı, Sinan Çetin’in yönettiği, Şener Şen ve İlyas Salman’ın başrollerini paylaştığı 1982 yapımı “ÇİÇEK ABBAS” filmi hangimizi derinden etkilememiştir ki?

Görselin kaynağı: http://tr.web.img4.acsta.net/r_1920_1080/pictures/20/02/28/12/42/4141821.jpg

Abbas, minibüs şoförü Şakir’in yanında muavindir. Şakir, çapkın ve bencildir. Abbas ise onun tam tersine saf ve merhametli. Abbas’ın iki büyük hayali vardır: Minibüsçü olmak ve aşık olduğu Nazlı ile evlenmek.

Ama bu o kadar da kolay değildir. Zira, Nazlı Şakir’le nişanlıdır. Abbas, yine de pes etmez. Senet karşılığı tefeciye borçlanarak hurda bir minibüs alır ve o çelik yığınını adeta “Çiçek gibi” yapar. Abbas’ın muavinliği de o gün itibariyle biter; o da Şakir gibi bir şofördür artık. Vakit kaybetmeden işe koyulan Abbas, gece gündüz demeden çalışır ve tefeciye olan borcunu ödemeye başlar.

Görselin kaynağı: https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/1200×675/597ef0ae7152d822d0cedaea.jpg

Ne var ki kader ağlarını örmekte gecikmez. Şakir, Abbas’ın kendisine rakip olmasını hazmedemez ve Abbas’ın yoktan var ettiği minibüsünün tekerlekleriyle motorunu çalar ve minibüsü kullanılmaz hale getirir. Minibüsü olmayınca çalışamayan ve zor duruma düşen Abbas kabus dolu günler geçirmeye başlar. Tefeciye verdiği senetleri ödeyemez ve o çok sevdiği minibüsünü kaybeder.

Görselin kaynağı: https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2017/03/basliksiz-1-407.jpg

Sıcacık hikayesiyle hem kahkaha attıran hem de gözleri dolduran bu muhteşem film; kazanma hırsının insan karakterini nasıl değiştirebildiğini ve gözü dönmüş bir rakiple girişilen rekabetin nelere yol açacağını göstermesi bakımından ders çıkarılması gereken tam bir başyapıt.

Ama bütün rekabetler Şakir ve Abbas’ınki gibi düşmanca olmak zorunda değil. İnanamayacaksınız belki ama sıkı dostlar arasında da kıyasıya rekabet olabilir. Hatta bu rekabet sayesinde insanlık tarihi radikal olarak değişebilir. Kimlerden mi bahsediyoruz? Bill Gates ve Steve Jobs’tan…

Görselin kaynağı: http://Görselin kaynağı: https://www.hingepeegel.ee/wp-content/uploads/2014/02/bill-vs-steve.jpg

İkilinin dostluğu 40 yıl öncesine dayanıyor. 80’li yılların başında başlayan Gates ve Jobs dostluğu, Steve Jobs’un 2011 yılında erken ölümüne dek sürdü. Her dostlukta olduğu gibi bu ikilinin dostluğunda da inişler ve çıkışlar yaşandı elbette. Yıllar içinde, kimi zaman ihtiyatlı müttefik kimi zamansa dişli birer rakip olarak gördük onları. 

İkili arasındaki rekabeti başlatan ilk hamle Bill Gates’ten geldi. Kişisel bilgisayarın icadıyla birlikte 1975’te Paul Allen ile MICROSOFT’u kuran Gates, bu hamlesiyle adeta bir çağı kapatıp yenisini açtı.

Görselin kaynağı: https://uploads-ssl.webflow.com/5cd1e33215a5c15f6f7a0e93/5cec7989132231cf6d30cfb9_miscrosoft.jpg

Ama bu sadece bir başlangıçtı. Gates, “Oyunun açılışını” yaptıklarının farkındaydı. Nitekim, kısa bir süre sonra da yanılmadığını anladı.  

Allen ve Gates’in tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu hamlesini gördükten sonra oyuna “Yeni çılgınlar” katıldı. MICROSOFT’un kuruluşundan 1 yıl sonra; Steve Jobs, Steve Wozniak ve Ronald Wayne tarafından Gates ve Allen’ın MICROSOFT’una karşı hamle olarak APPLE kuruldu.

Görselin kaynağı: https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/750×0/5b6420c5e7aa3c16a86faa07

Ardından Gates, oyuna yeni katılan bu üçlüye güzel bir “Hoş geldin hediyesi” verdi ve MICROSOFT’un devrim niteliğindeki DOS (Disk Operating system) işletim sistemini piyasaya sürdü.

Bu hediyeyi alan Jobs da tabağı boş göndermedi ve teknoloji dünyasında bir başka devrim olan grafik tasarım teknolojisini piyasaya sürdü ve ikili arasındaki bu yarış, Jobs ölene dek hız kesmeden devam etti. 

Görselin kaynağı: https://i.insider.com/5d7bd1222e22af1eb84ba0c2?width=750&format=jpeg&auto=webp

Sık sık anlaşmazlığa düşseler de ikilinin üzerinde anlaştıkları bir konu vardı; o da birbirlerini asla taklit etmemek ve fark yaratmak. Üstelik, sadece piyasaya sürdükleri ürünler farklı değildi. Gates ve Jobs, hayat tarzlarındaki farklılıkları da şirketlerine yansıttılar.

Başından itibaren her iki şirket de farklı satış stratejileri belirledi. Örneğin, MICROSOFT satış stratejisini ürünlerini farklı versiyonlarıyla birlikte müşterilerine sunarak çeşitlilik yaratma üzerine kurarken; APPLE, “Less is more” yani minimalizm felsefesini benimsedi ve çeşitlilik yerine sadeliğe önem veren ürünlere ve tasarımlara yoğunlaştı.

Kısacası, “Ezeli rakip, ebedi dost” olan bu iki dahi insanın nefes kesen rekabeti sayesinde yıllar içinde hayal bile edilemeyecek ürünler ortaya çıktı. Karşılıklı hamlelerin birbirini izlediği bu zirve oyununda kazanansa insanlık oldu.

Görselin kaynağı: https://media.giphy.com/media/l3V0wkQ2KKcAeW8Cs/giphy.gif

Örneklerde de görüldüğü gibi rekabetin nasıl sonuçlar doğuracağını aslında rakiplerin birbirine karşı tutumları belirliyor. Yani, iş tamamen rakiplerin tercihlerinde bitiyor. Şakir gibi rakibini yok etmeye odaklı ve haset dolu “Kötü” bir rakip de olunabilir; Gates ya da Jobs gibi rakiplerinin çabalarını baltalamak yerine fark yaratmaya çalışan “İyi” bir rakip de.

Öte yandan, ne kadar iyi niyetli olunursa olunsun günümüzde “Melek gibi” bir rakip olmanın gitgide zorlaştığı da bir gerçek.  Teknolojinin olağanüstü bir hızla ilerlemesi işletmeler arasındaki rekabeti daha da körüklüyor. Adeta kemik seslerinin geldiği bu mücadelede, “İyi rakipler” de zaman zaman haksız rekabetin şeytani cazibesine kapılabiliyorlar.  

Görselin kaynağı: https://media3.giphy.com/media/xT0xeNYiwAYNY4lNZu/200.gif

İşte bu tehlikenin önüne geçebilmek için tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de rekabetin nasıl yapılması gerektiğini düzenleyen bazı kurallar getirilmiş durumda. Bu kuralların neler olduğunu merak ediyorsanız kemerlerinizi bağlayın, sizi keyifli bir yolculuğa çıkaracağız.

Görselin kaynağı: https://media.giphy.com/media/mIMsLsQTJzAn6/giphy.gif

Haksız Rekabet Nedir?

İşe rekabetin tanımıyla başlayalım.  Rekabetin hukuki tanımı 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinde yer alıyor. Maddeye göre rekabet, “Mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan yarış”şeklinde tanımlanıyor.

Yazımızın konusu olan “Haksız rekabet” kavramı ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (Bundan sonra kısaca “Kanun” şeklinde ifade edeceğiz.) 54/2. maddesinde “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar“ şeklinde tanımlanıyor.

Haksız rekabetten söz edebilmek için her şeyden önce ekonomik bir rekabetin olması ve aynı zamanda bu ekonomik rekabetin kötüye kullanılması gerekiyor. Bu ayrım oldukça önemli. Zira, kişilerin özel hayatlarını veya kişisel çıkarlarını ilgilendiren konularda haksız rekabetten söz edilemez.

Yeri gelmişken şunu da hemen ifade edelim; bu yasal düzenlemelerle amaçlanan; “Rekabeti” korumak, “Rakipleri” değil. Yani, bu düzenlemelerle aslında “Oyunun kuralları” belirleniyor, “Oyuncular” değil. Bir kişinin dürüst yollarla emek harcayarak satışlarını arttırması ve sektöründe öncü olması gayet doğaldır. Kişinin bu haklı gayretinden dolayı yarışta havlu atmak zorunda kalan rakipleriyse bu durumu kabullenmek zorundalar. Atalarımızın da dediği gibi; iyi olan kazanır. Bunun için yapılacak bir şey yok.

Görselin kaynağı: https://media.giphy.com/media/K6VhXtbgCXqQU/giphy.gif

Haksız Rekabet Halleri

Gelelim haksız rekabet teşkil eden eylemlerin neler olduğuna. Ekonominin ve teknolojinin dinamikleri çok hızlı değiştiği için kanun koyucu tarafından bu eylemlerin neler olduğu tek tek sayılmayıp örnekler üzerinden bir değerlendirme yapılıyor. Bir eylemin haksız rekabet teşkil edip etmediği, Kanunda sayılan bu eylemler de göz önünde bulundurularak somut olayın koşullarına göre belirleniyor. Bu eylemlerden bazıları şöyle:

  • Üçüncü kişiler hakkında beyanda bulunmak ve kötülemek,
  • Yanlış veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak,
  • Kendini üstün yetenekli göstermek,
  • Karşılaştırma yapmak,
  • Tedarik fiyatının altında satış yapmak,
  • Ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak,
  • Saldırgan satış yöntemleri kullanmak,
  • Gizlemek suretiyle yanıltmak,
  • İlanlarda eksik açıklamalar yapmak,
  • İlanlarda açık beyanda bulunmamak,
  • İlanlarda eksik veya yanlış bilgi içeren sözleşme formülleri kullanmak,
  • Sözleşmeyi ihlale yöneltmek,
  • Başkalarının yardımcılarını görevlerini kötüye Kullanmaya sevk etmek,
  • Başkalarının yardımcıları vasıtasıyla işletme sırlarını ele geçirmek,
  • Sözleşmeden caymaya veya feshetmeye yöneltmek,
  • Emanet edilen iş ürününden yetkisiz yararlanmak,
  • Yetkisiz olarak tevdi edilen veya sağlanan iş ürününden yararlanmak,
  • Üretim ve iş sırlarını açığa çıkarmak,
  • İş şartlarına uymamak,
  • Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak,
  • Tescil edilmemiş markalarla diğer ticari isimleri alan ismi olarak kullanmak,
  • Cins ve meslek isimlerini alan adı olarak kullanmak,
  • Bilgisayar programları ve internet yoluyla haksız rekabet.

Peki, bu eylemlerin varlığı halinde kimler, hangi yasal yollara, hangi sürelerde başvurabilir?

Görselin kaynağı: https://images.pexels.com/photos/5668473/pexels-photo-5668473.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=2&h=650&w=940

Haksız Rekabet Davaları

Kanunun 56. maddesine göre haksız rekabetten dolayı müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri ya da ekonomik çıkarları zarar gören ya da bu tehlike ile karşı karşıya gelen kişiler dava açma hakkına sahipler. Bu davalarda:

  • Eylemin haksız olup olmadığının tespiti,
  • Haksız rekabetin önlenmesi,
  • Haksız rekabetin sonucunda meydana gelen maddi durumun ortadan kaldırılması, eğer fiil yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi, saldırının önlenmesi için kaçınılmaz ise ilgili araçların imhası,
  • Kusur varsa zarar ve ziyanın tazmini,
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinde gereğince yer alan şartlar varsa manevi tazminat verilmesi, davalının elde ettiği menfaatlerin karşılığının ödenmesi,

taleplerinde bulunabilirler. Bunlara ek olarak; taraflardan her birinin görülmekte olan bir davada inceleme sırası gelmemiş ya da ileride açılabilecek davada ileri sürülecek bir vakıanın tespiti amacıyla keşif, bilirkişi incelemesi, tanık dinlenmesi gibi işlemlerin yapılması için delil tespiti talebinde bulunması da mümkündür. Ancak, bu talebin kabulü için talepte bulunanın bu talebinde hukuki yararının olduğunu ispat etmesi gerekir.  

Yine talep üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümleri kapsamında mahkeme tarafından mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve sair diğer tedbirlere de karar verilebilir. İhtiyati tedbir kararlarına ilişkin verilen emirlere uymayanlar ya da alınan tedbire aykırı davranan kişiler hakkında fiilleri daha ağır cezayı gerektiren suç oluşturmuyorsa, 1 aydan 6 aya kadar disiplin hapsi cezası uygulanır.

Haksız rekabet iddiasıyla aleyhine dava açılan kişiler, yargılama sonunda aklansalar bile yargılama süresi boyunca itibarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyorlar. Kanun, bu gibi durumlarda kesinleşmiş mahkeme kararlarının ilanına da imkan tanıyor. 

Kanunun 59. maddesine göre; yargılama sonunda mahkeme, davayı kazanan tarafın istemiyle ve gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine karar verebilir. İlanın şeklini ve kapsamını da mahkeme belirler.

Peki, bu davalar hangi sürelerde açılmalı?

Görselin kaynağı: https://media.giphy.com/media/kbGuEmD7AYhqM/giphy.gif

Dava Açma Süreleri

Haksız rekabetten kaynaklanan davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süreler, zararı meydana getiren haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği tarihten itibaren başlar.

Kural bu olmakla birlikte, somut durumda haksız rekabet teşkil eden eylem; aynı zamanda TTK md. 60 uyarınca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında cezayı gerektiren ve daha uzun zamanaşımı süresine tabi olan bir eylem niteliğinde ise bu süre hukuk davaları için de geçerli kabul edilir.

Haksız rekabeti önlemek ve gidermek için sayılan bu hukuki çarelerle yetinilmemiş, haksız rekabet teşkil eden bazı eylemler aynı zamanda suç olarak da düzenlenmiş ve yaptırıma bağlanmıştır.

Görselin kaynağı: https://www.wusf.org/wp-content/uploads/2020/07/jailcell3_iStock_032320-1.jpg

Haksız Rekabet Suçu

Kanunun 62. Maddesine göre:

  • Kanunun 55 inci maddesinde yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler,
  • Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler,
  • Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar, Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler,

fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar.

Şunu da hemen ifade edelim; sayılan bu eylemlerden biri tüzel kişilerin faaliyetleri sırasında gerçekleştirilirse yukarıda ifade edilen cezalar tüzel kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında uygulanır. Buna ek olarak; mahkeme tarafından tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine de karar verilebilir.   Haksız rekabet suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Dolayısıyla, bu eylemleri gerçekleştirenlerin cezalandırılmaları için fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde saldırının gerçekleştiği veya sonuçlarının meydana geldiği yerin Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa başvurarak şikayette bulunulması gerekir. Bu sürede şikayette bulunulmazsa şikayet hakkı sona erer.

Görselin kaynağı: https://media.giphy.com/media/DAtJCG1t3im1G/giphy.gif

Bilim ve teknoloji baş döndüren bir hızla ilerliyor. Bir zamanlar dev bir gaz ve toz bulutu olan dünyamız; internetin icadıyla birlikte çocukluğumuzda oynadığımız misketler kadar küçüldü. Bilgiye erişim, yakın gelecekte daha da kolaylaşacak ve insanlık, heyecan verici birçok yenilikle tanışacak.  

Şu da bir gerçek ki; bütün zorluklara göğüs gerip alın terleriyle bir yere gelmeye çalışan Abbaslar ve kendilerini geliştirmek yerine kolayı seçerek Abbaslara zarar vermek isteyen Şakirler hep vardılar, bundan sonra da var olacaklar. Ama kuralların olmadığı bir rekabet ortamı sadece Abbaslara ve Şakirlere değil; kaliteli hizmet almak isteyen yolculara da zarar verir. Dolayısıyla; rekabeti korumak, bir anlamda toplumu da korumaktır.

Böylece, yolculuğumuzun sonuna geldik. Konuyla ilgili merak ettiğiniz diğer hususları web sitemizin iletişim bölümünden bizlere ulaştırabilirsiniz. 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Bayrak Hukuk
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.